|
|
 |
Uzmanlık alanı
psikiyatri olan Prof. Dr. Engin Geçtan, Ankara ve İstanbul'daki
üniversitelerde öğretim üyeliği yapmıştır; halihazırda Boğaziçi
Üniversitesi'ndeki part-time görevi dışında klinik çalışmalarını
psikoterapist olarak sürdürmektedir.
Mesleki Eser ve
Denemeleri:
- Çağdaş Yaşam ve
Normaldışı Davranışlar
- İnsan Olmak
- Psikanaliz ve
Sonrası
- Varoluş ve
Psikiyatri
- Kimbilir
- Hayat
Romanları:
- Dersaadet'te Dans
- Bir Günlük Yerim
Kaldı İster misiniz?
- Kırmızı Kitap
- Kızarmış Palamutun
Kokusu |
|
 |
İnsanın kendi
sorumluluğunun doğrultusunda gösterdiği çaba yaşamın özüdür. |
 |
İçinde bulundukları anı
yaşamayan ve yaşama etkin bir biçimde katılamayan insanlarda ölüm korkuları
oldukça yaygındır. |
 |
Sevgi, beraberliğe yaşam
katabilmeyi ve canlılığını artırabilmeyi içerir. |
 |
Dünyada iki tür insan
vardır: Yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü,
katılmak ise yaşamı simgeler! |
 |
Yaşamak, kendisi
olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın
kendi sorumluluğunu, bir başka deyişle yaşamına anlam katma sorumluluğunu
içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar,
onun için sevebilir! |
 |
Diğer insanların
gerçeklerini anlamaya çalışacağımız yerde onları dünyada yalnızca kendi
gerçeklerimiz varmışçasına yargılamak etkin olabilmemizi engeller ve
yalnızlığa yol açar. Kendi benliğine yabancılaşmış bir insanın değerleri ve
inançları tehlikeye karşı savunma niteliğinde olduğundan davranışları da
katı, inatçı ve esneklikten yoksundur. Bu, kendi gerçeklerini algılayabilen
bir insanın esnek bir biçimde sürdürdüğü kararlılıktan farklıdır. |
 |
İçinde yaşadığımız
dünyanın zor bir alan olduğundan yakınarak zamanı tüketmek yerine, onu ve
gerçeklerini olduğu gibi kabul etmek zorundayız. |
 |
İçimizden gelen ses,
eğer onu dinlemeyi başarabiliyorsak, bize hangi doğrultuda davranmamız
gerektiğini söyler. |
 |
Gerçek anlamda sevgi,
diğer insanları da kendimiz kadar sevebilmeyi içerir, kendimizden çok yada
kendi yerimize değil. Bir başka deyişle sevgi, diğer insanların seçimlerini
kendi seçimlerimiz gibi sevebildiğimizde gerçekleşir. |
 |
Yaşamak ve sevmek
birbirinden ayrı olgular değil, bir bütündür. Kendimizi yaşayabildiğimiz ve
beraberliklerimize bir şeyler katabildiğimiz her yerde sevgi vardır. |
 |
Bugün insanların
birbirinin karşıtı olan iki ayrı eğilimi doğuştan getirdiğine inanıyorum.
Bir yanda dostluğu, sevgiyi ve yardımlaşmayı içeren bir eğilim, diğer
yanda bencilliğe ve bozup yıkmaya yatkın bir eğilim. Her insanda bu
eğilimlerin ikisi de var; ama hangi eğilimin egemen olacağını bireyin
doğduğu andan bu yana geçirebildiği yaşantılar belirliyor. |
 |
Destek ve dayanışma
ortamında yetişen bir insanda olumlu ve yapıcı duygular, kendini
gerçekleştirme yollarını engelleyen bir ortamda büyüyen bir insandaysa
bencil ve yıkıcı eğilimler etkinlik kazanır. |
 |
Çevresinde her şey
yolunda gittiği halde kendi yaşamını yine kendisi bozan insanların sayısı o
denli çok ki! |
 |
İnsan doğası yalnızca
belirli bir zaman kesiti içinde nasıl değerlendirilemezse, toplumlar da
geçmişlerini özümseyemedikleri sürece kendilerini gereğince anlayamazlar. |
 |
Bir duyguyu "nasıl"
yaşamakta olduğumuzu fark edebilmek, onun geçmişe dönük nedenlerini
açıklayabilmiş olmaktan çok daha büyük önem taşır! |
 |
İnsanları sevebilmek,
onlarla baş edebilecek yöntemleri geliştirebilmeyi gerektirir. |
 |
İnsan kızgın olduğu için
diğer insanlardan korkar, insanlardan korktuğu için de onlara kızar. |
 |
İnsan kendine değer
verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek
anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur. |
 |
İnsanın kendi
sorumluluğunu üstlenmesi, bir başka insanın sorumluluğunu üstlenmesinden çok
daha güçtür. |
 |
Bir insanın kendisine
karşı sorumluluklarıyla başkalarına karşı sorumlulukları iç içe geçmiş tek
bir olgudur, birbirinden soyutlanamaz! |
 |
Kendini gerçekleştirme,
kendini yaşamayı göze alabilecek yürekliliği gösterebilmeyi ve kısır
döngülerden özgürleşebilmeyi tanımlar. |
 |
Bu sözler Engin
Geçtan'ın "İNSAN OLMAK"
adlı kitabından (Adam
Yayınları, İstanbul, 1984, 1.Baskı) alınmıştır. |